Reggio Emilia Yaklaşımı-2

Ocak 30, 2013 No Comments »

Sınıf Ortamı

Sınıf ortamı “öğretmenin kendisi” gibi düşünülebilir. Ancak ortamın sadece fiziki özellikleri değil aynı zamanda ortam içinde gerçekleşen etkileşimler de öğrenmenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle okullarda yetişkinler ile çocuklar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak amacıyla bütün çocukların ve öğretmenlerin birlikte bulunabileceği büyük bir alan bulunur. Sınıflar ise bu açık alanın etrafına düzenlenmiştir. Çocuklar ve yetişkinler gün boyunca bu alanı kullanırlar. Reggio okullarında hiç kimse kendisini başkalarının gördüğü gibi görme şansına sahip değildir düşüncesinden hareketle duvarlara köşeli olarak yan yana getirilen aynalar yerleştirilmiş ve böylece çocukların kendilerini başkalarının gördüğü gibi görebilmeleri sağlanmıştır.

Sınıf ortamı rahatlatıcı, ilham verici ve estetiktir. Tüm sınıflar “piazza” denilen bir avluya açılır. Her avluda bir drama köşesi (Bu köşede motosiklet kaskları, çok çeşitli kıyafetler, gözlükler çantalar bulunur) ve camekanlı bir atölye odası bulunur. Atölyede çocukların çok farklı türde sanat etkinliği yapabilmeleri için artık malzemeler bulunur.

Sınıflarda şeffaflık ve sadelik ön plandadır. Geniş pencereler bulunur; ortam geniş ve aydınlıktır. Sınıfta fazla mobilya yoktur; onun yerine çocukların çalışmaları, resimleri, gerçekleştirilen projelerin fotoğrafları, ürünleri, çocukların aileleri ile birlikte oldukları fotoğraflar gibi çeşitli görsel materyaller okulun her yerinde sergilenir. Eğitim ortamı çocuklar, öğretmen ve ailelerin arasındaki ilişkiyi güçlendirmeye yarayan bir araç olarak kullanılır.

Öğretmenin Rolü

Bu yaklaşımda öğretmen “öğrenen” olarak görülür. Öğretmenler,  sadece  çocukları eğiten   kişiler değil,   onlarla   karşılıklı   öğrenme   sürecini   yaşayan,  onları yargılamayan bireyler  olarak  eğitim sürecine katkıda bulunurlar.

Öğretmenler  çocukların iç dünyasını daha yakından tanımak için gözlem  yapar,  notlar tutar, konuşmaları kaydederler ve çocukları kameraya çekerler. Amaç, çocukların düşüncelerini ve öğrenme süreçlerini anlamaktır; çocukların tek tek gelişim kayıtlarının tutulması değildir. Öğretmenler, bütün gözlemlerini diğer öğretmenler ve ailelerle paylaşırlar ve daha sonra öğrencilerin öğrenmelerini zenginleştirmenin yollarını araştırırlar. Reggio öğretmenleri çocuklar, ebeveynler ve diğer görevlilerle birlikte çalışarak çocukların daha önceki deneyimlerini ortaya çıkarırlar. Çocukların ilgi ve yeteneklerine dayanan projeleri hazırlar ve çocukların bu proje konuları ile ilgili bilgi ve becerilerini desteklerler.

Reggio öğretmenleri problemlere çözüm üretmek yerine çocukların uygun çözümlere kendi kendilerine ulaşmaları için yönlendirici bir rol üstlenirler. Çocuk merkezli Reggio Emilia okullarının egitim programı çocukların kendilerine yetebilen, yaratıcı, estetiğe önem veren, özgüveni yüksek, işbirliğine açık bireyler olarak yetişmelerini amaçlar.

 Reggio Emilia Yaklaşımında “sanat” bir araç olarak çok etkin bir şekilde kullanılır.

Çocukların kendilerini ifade edebilmeleri, anlamaları ve anladıklarını anlatabilmeleri kişiliklerini oluştururken ve kendilerini şekillendirirken en çok önem kazanan becerilerden biridir. Çocuklar, ifade biçimi olarak yetişkinlerden çok daha zengin yöntemlere sahiptir. Çocuklar, yetişkinlere göre çok daha fazla yaratıcıdırlar, keşfetme, merak etme, görüşlerini değiştirebilme ve yeni formlara, anlamlara hayranlık duyabilme, şaşırabilme becerileri vardır.

Çocuklar, hissetmek, hayal etmek, deneyebilmek, iletişim kurmak ve anlamak için her türlü malzemeyi araç olarak kullanabilirler. Resim yapmak, çamurla oynamak, heykel yapmak, müzik, hareket etmek, gölge oyunları gibi aktivitelerin hepsi çocuğun düşüncelerini görünür kılmak için kullandığı birer lisanıdır. Bu lisanlar sayesinde çocuğun sembolik becerileri, iletişim ve yaratıcılığı gelişecektir.

Bizi De Oku:

Ne Düşünüyorsunuz?